Sümer Ezgü Aslında Kimdir?
Burdur'un Bucak ilçesinde yaz sıcağı...
Pazar yerinde sırtında karpuz küfesi taşıyan, dağlardan salyangoz toplayıp inşaatlarda amelelik yapan bir çocuk.
Öyle yokluktan kıvrandıkları için değil. Köy enstitülü bir babanın terbiyesi bu. Emeği, alın terini öğrensin diye.
Çocukta garip bir yetenek var. O yıllarda ilçede melodika çalan tek kişi o.
Milli bayramlarda öğretmeni onu gururla koca kortejin en önüne tek başına koyuyor.
Ama o çocuk kalabalığa bakıp kasılmak yerine, "keşke arkadaşlarımın arasına karışsam" diye başını öne eğerek çalıyor o melodikayı. Göz önünde olmaktan, alkışlanmaktan utanıyor.
O görünmez mahcubiyet...
Yıllar sonra 1981'de Ankara'da, TRT'nin açtığı o zorlu sınava girdi o çocuk.
Dile kolay, 10 bin kişi başvurmuştu. Torpilsiz, arkasız, sadece nefesi ve bağlamasıyla o kapıdan içeri girdi.
Sümer Ezgü.
Yani ne diyeyim... İnsan yıllarca ekranlarda, ülkenin en büyük sahnelerinde fırtına gibi eser de içindeki o Bucak pazarındaki utangaç çocuğu hiç mi kaybetmez?
Seyircisi alkışladığında elini göğsüne götürüp hafifçe yere bakması, yıllar önce o bayram töreninde arkadaşlarının arasına karışmak isteyen çocuğun ta kendisi aslında.
Şöhretin paslandıramadığı, babasının tezgahından çıkma sarsılmaz bir Anadolu hamuru.
Zaten bizim türkülerimizi de ancak böyle adamlar okuduğunda insanın içine işliyor, değil mi? yazan Kızılırmak Türkü Diyarı