Anadoludaki En Önemli 48 Höyükten ikisinin (Hacılar, Kuruçay) Burdur’da olduğunu biliyor muydunuz?
Hacılar Höyük, Burdur İl merkezinin 26–27 km güneybatısında yer alan bir höyüktür. Toroslar'ın kuzeye uzanan sırtları arasında oluşmuş bir vadide bulunmakta olup devamı haberimizde
Anadoludaki En Önemli 48 Höyükten ikisinin (Hacılar, Kuruçay) Burdur’da olduğunu biliyor muydunuz?
Hacılar Höyük
Hacılar Höyük, Burdur İl merkezinin 26–27 km güneybatısında yer alan bir höyüktür. Toroslar'ın kuzeye uzanan sırtları arasında oluşmuş bir vadide bulunmakta olup batısında Koca Çay akmaktadır. Höyüğün bulunduğu Burdur Ovası, Klasik Çağ'da Pisidia Bölgesi'nin kuzeybatısında kalır.
Kazılar
Höyükteki kazılar 1957-60 yıllarında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından, James Mellaart başkanlığında yapılmıştır. Daha sonra 1985 ve 1986 yıllarında İstanbul Üniversitesi adına Prof. Dr. Refik Duru başkanlığında ve Prof. Dr. Gülsün Umurtak'ın da katıldığı sınırlı ölçüde kazılar yapılmıştır. Bu kazılar sayesinde hacılarda birçok eser bulunmuştur.
Tabakalanma
Kazılarda höyükte üç ana kültür evresinde 12 tabaka belirlenmiştir. En üstten başlamak üzere I. – V. tabakalar Erken Kalkolitik Çağ, VI. – IX. tabakalar Geç Neolitik Çağ ve Mellaart, ana toprağın hemen üzerinde yer alan en eski yerleşimin Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşimi olduğu belirtmektedir. Bununla birlikte Prof. Dr. Refik Duru başkanlığında yapılan kazılarda, bu tabakanın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'a, dolayısıyla Erken Neolitik Çağ'a tarihlendirilmesi gerektiği öne sürülmüştür.
Buluntular
II. tabaka MÖ 6. binyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir. Dörtgen bir yerleşmedir ve yaklaşık 2 bin metrekarelik bir alana yayılmaktadır. Yerleşimin etrafı taş temelsiz kalın bir kerpiç savunma duvarları ile çevrilidir. Duvarın kuzeyinde taş temelli iki kule vardır. Bu iki kulenin arasında, yerleşmenin ana girişi olan bir kapı mevcuttur. Surla çevrili bu yerleşmede farklı bölümlenme görülür. Batı kesiminde evler bulunur. Merkezde, iki yanında avluların yer aldığı çömlek işlikleri vardır. Doğuda ise günlük yaşamın sürdürüldüğü bölüm bulunur. Evler, biri giriş, diğer esas oda olmak üzere iki odalıdır ve iki katlı oldukları düşünülmektedir. Ana odada bir ocak bulunmaktadır. Kutsal mekan olarak kullanılan yapı bir ana oda, giriş odası, hemen batısında küçük bir mekan, dışta bir küçük avlu ile çakıl taşlarıyla döşeli bir başka mekandan oluşur. Giriş odasında bir ocak ve ekmek fırını bulunmaktadır. Yerleşmenin güney avlusunun ahır olarak kullanıldığı ileri sürülmektedir.
Hacılar IIA'nın yangınla tahribinden sonra kurulan Hacılar I yerleşmesi kültürde belirgin bir değişmeyi göstermektedir. Bu durum, farklı bir topluluğun gelip yerleştiği şeklinde yorumlanmaktadır. Bu yeni gelenler yangın tahribatını temizlerken I. – V. tabakalarda ağır tahribata neden oldukları görülmektedir. Bu yeni yerleşme, tek taş temel üzerine 3 metre kalınlıkta kerpiç duvarlarla inşa edilmiş ve girişi güneydoğudan olan bir kaledir. Tabanlar kilden olup üzerinde hazır izleri görülmektedir. Evlerde kapı bulunamamış olması nedeniyle girişlerin tavandan olduğu düşünülmektedir. Mekanların büyük kısmı depo ve kiler olarak kullanılmış görüldüğünden, bunların üstünde hafif malzemeden yapılmış bir ikinci katın olduğu varsayılmaktadır. Öte yandan yaşanan bir yangın sonucu alt kat mekanlarında kül, üst kattan düşen eşyalar, yıkıntı ve yanmış çocuk iskeletlerinden oluşan yaklaşık 2 metre kalınlıkta bir dolgunun varlığı da bu varsayımı desteklemektedir.
Höyükteki en önemli buluntulardan biri de arkeolojik yayınlarda "Hacılar tipi" olarak geçen kadın biçimindeki kaplardır.acılar'da bulunan "ayrışık kaplar"dan bazıları kuş, oturur ve başını geri çevirmiş durumda betimlene bir geyik biçimli kaptır.
Hacılar Höyük seramik çanak çömleği genel olarak elde yapılmış, krem zemin üzerine kahverengi bezemeli çanak çömleklerdir. Oval ağızlı kaseler, küre gövdeli çömlekler, büyücek vazolar, dikdörtgen çanaklar, küpler ve testiler, genel mal türleridir.
Yerleşmenin, Erken Kalkolitik Çağ sonunda, dış saldırılar altında terk edildiği ileri sürülmektedir.
Kuruçay Höyüğü
Kuruçay Höyüğü, Burdur'un 15 km. batısında, Kuruçay köyünün 1,5 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, Burdur Gölü'ne bakan bir tepe üzerinde yer alıp üç yanı derin dere yataklarıyla çevrilidir. Buradaki arkeolojik yerleşim 90 x 60 metre boyutlarında ve 8 metre yüksekliktedir. Höyüğün en üst noktası Burdur Gölü'nden 110 metre yüksekliktedir.
Kazılar
Höyükteki ilk araştırmalar 1964 yılında Hacılar Höyük kazıları sırasında J. Birmingham tarafından yapılan yüzey araştırmasıdır. Daha sonra Burdur Müzesi, 1972-74 ve 1975 yıllarında ise İstanbul Üniversitesi İlkçağ Tarihi Bölümü'nden M. Özsait, bölgedeki araştırmaları sırasında Kuruçay Höyüğü'nde yüzey toplamaları yapmışlardır. Kazı çalışmaları ise 1978-1988 yıllarında İstanbul Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilin Dalı tarafından Prof. Dr. Refik Duru başkanlığında yapılmıştır. Prof. Dr. Refik Duru, çalışmalarını ayrıntılı biçimde yayımlamıştır.
Tabakalanma
Kuruçay Höyüğü Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı'nda iskan edilmiştir. Toplam 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. Yukarıdan aşağıya (yeniden eskiye) yapı katlarının tarihlenmesi şu şekildedir.
1. yapı katı İlk Tunç Çağı II,
2. yapı katı İlk Tunç Çağı II ve I,
3. - 6. yapı katları Geç Kalkolitik,
7. – 10. yapı katları Erken Kalkolitik,
11. yapı katı Geç Neolitik,
12. ve 13. yapı katları Erken Neolitik
Geç Kalkolitik'in son yapı katı olan 6, kendi içindeki 6A evresi, yine kendi içinde 6A1, 6A2, bu da geç ve erken olarak değerlendirilmiştir.
Buluntular
Mimari
En alttan 7. yapı katına kadar tahribatın fazla olmasın nedeniyle mimari hakkında fikir edinmek mümkün olmamaktadır. Buna karşın düzenli bir mimarinin olmadığı, gelişigüzel bir yapılanmaya gidildiği görülmektedir. Erken Kalkolitik yerleşmelerin sonuncu yapı katı olan 7. yapı katında ise bu durum tümüyle değişmiştir, hem iyi korunmuşlardır hem de bir ön planlama olduğu anlaşılmaktadır. Yine de planlı bir sokak ağı olmayıp dar aralıklar ve meydanlar görülmektedir. Yapılar taş temeller üzerine üstü çamurla sıvanıp düzeltilerek kerpiç duvarlar olarak yapılmıştır. En büyükleri 8 x 7,5 metre olan evler dikdörtgen ya da yamuk planlıdır. Biri dışında diğer evler tek odalıdır. Yerleşmenin, 1,3 metre taş temel üzerine inşa edilmiş bir surla çevrili olduğu görülmektedir.
Geç Kalkolitik yerleşmenin son evresi olan 6A2'de mimari yapı belirgin biçimde değişiklik göstermiştir, sokaklar ve avluların üstü kapatılmıştır. 6A yerleşmesi genel planda dışa kapalı savunmayı öne çıkaran bir kasaba görünümündedir. Kasabanın doğuda, kuzeyde ve kuzeybatıda olmak üzere üç girişi bulunmaktadır. Bu kapılar bir iç avlu, geçit ve aralıklarla, sonunda kasabanın sokaklarına ulaşacak meydanlara bağlantılıdır. Merkezdeki üç yapıdan biri tapınak, diğer ikisi de "Bey'in özel konutları" olarak değerlendirilmiştir. Tapınak olarak değerlendirilen yapı içinde iki dikme, ortada ocak/sunak, yalaklı bir fırın ve ocak, topraktan dikdörtgen bir masa yer almaktadır. Tapınak yanına 6A1 döneminde bir depo eklenmiştir.
Yine Geç Kalkolitik yerleşmedeki 4. yapı katı çok fazla tahrip olmuş durumdadır. Ayrıca kasabanın çevresinin kalın bir duvarla çevrili olduğu görülür.
Çanak çömlek
Erken Kalkolitik yerleşmeleri baştan sona Neolitik yerleşmelerden gelen çanak çömlek geleneğini sürdürmüştür. Bu yerleşmenin son katmanında ise farklı bir gelenek görülmektedir. Pişmiş topraktan yapılma kaşıkların sapları, kapların tutamaklarında, çoğunun boğa başları olduğu hayvan betimlemeleri görülür.
Heykelcikler
Erken Kalkolitik yerleşme katlarında çok sayıda kilden yapılma kadın heykelcikleri bulunmuştur. Bu tabakada hayvan figürlere pek rastlanmaz. Geç Kalkolitik'te ise kil yontular oldukça azdır. Bir ana tanrıça heykelciği ile koyun ve keçi heykelcikleri bulunmuştur.
Yontma taş
Kalkolitik yontma taş endüstrisi esas olarak, muhtemelen yakın kuzeydeki Bağ Deresi kaynaklı çakmak taşı kullanmıştır. Az miktarda obsidiyen çalışılmıştır.
Gömü
Erken Kalkolitik yerleşmede üç mezar bulunmuş olmasına karşın Geç Kalkolitik'te 50 çömlek mezar ile dört gömü bulunmuştur. Bunların çoğu evlerin altındadır. Çömlek mezarlar ise çocuk ölüler içindir. Buluntular ölülerin kumaşa sarılarak gömüldüğünü göstermektedir. Gömü armağanı bulunmamaktadır.
Hayvan kalıntıları
Yaban sığırı
Erken Kalkolitik yapı katlarında yaban sığırı (Bos primigenius), koyun, keçi, yaban domuzu, yaban koyunu (Ovis ammon), yaban mandası (Bos bufalo) alageyik (Cervus elaphus) buluntuları ele geçmiştir. İncelemeler, bunların tam olarak evcilleşmediğini, her ne kadar koyun ve keçinin yetiştirildiği anlaşılıyorsa da çoğunun yabanıl türler olduğun göstermektedir.
Bitki kalıntıları
Yerleşmede beslenme ekonomisinin buğdaygiller (Triticum vulgare) tabanlı olduğu anlaşılmaktadır. Bunları emmer, altı sıralı arpa (Hordeum vulgare), ayrıca mercimek (Lens culinaris) oluşturmaktadır.
Değerlendirme
Kuruçay Höyüğü'nde Geç Neolitik Çağ ile Erken Kalkolitik Çağ yerleşimlerinin tek bir kültür olduğu kabul edilmektedir. Geç Kalkolitik yerleşme ise "yeni bir yaşam sürecini" ifade etmektedir. Bu iki kültür arasında saptanan farklılıklar göz önüne alındığında Kuruçay Höyüğü'nün, eskisiyle ilişkisi olmayan farklı bir topluluk tarafından iskan edilmeye başladığı ortaya çıkmaktadır.
Erken Kalkolitik için tarihlendirme günümüzden 7.214 (+- 38) yıl olarak öngörülmektedir. Geç Kalkolitik ise günümüzden 4.740 – 4.620 yıl öncesine tarihlenmektedir.
ANADOLU’DA İLK YERLEŞİM YERLERİ
Anadolu'da ilk Yerleşmeler Höyüklerde yapılan arkeolojik kazılarda, Cilalı Taş Devri'nden itibaren Anadolu'da köy ve şehir hayatına geçildiği, tarım ve hayvancılıkla uğraşıldığı anlaşılmıştır.
Anadolu'da başlıca eski yerleşim yerleri;
Çayönü (Diyarbakır),
Çatalhöyük (Konya),
Hacılar (Burdur),
Alişar (Yozgat),
Truva (Çanakkale),
Alacahöyük (Çorum),
Tilkitepe (Van),
Beycesultan (Denizli)dir.
Çayönü (M.Ö. 7250 - 6750) Diyarbakır'ın Ergani ilçesi yakınlarındadır. Gelişmiş bir köy kültürü vardır. Tarım ve hayvancılığa geçilmiştir.
Çatalhöyük (M.Ö. 6500 – 5700) Konya'nın Çumra ilçesi yakınlarındadır. Evler birbirine bitişik düzende, dışarı karşı korunaklı inşa edilmiş (surlara gerek kalmamış), Evler dikdörtgen şeklinde bir oda ve depodan oluşur. duvarlar kerpiçtendir. Toprak şekiller, ocak ve fırın bulunur. Bulunan orak, bıçak, tahıl öğütme taşları tarım yapıldığını gösterir. Ayrıca dokumacılık, çanak ve çömlek yapımı, maden işlemeciliğini gösteren buluntular ele geçmiştir.
Kalkolitik çağın önemli merkezlerindendir 9 ayrı kültür tabakası bulunmuştur. Taş temel üzerinde kerpiçten evler, bereketi simgeleyici kadın heykelcikleri iyi pişirilmiş seramikler. Evler 2,5 m kalınlığında surla çevrilmiştir (savunmaya yönelik).
Truva: Çanakkale'nin İntepe beldesi yakınlarındadadır. Üst üste 9 kentin varlığı tespit edilmiştir. İlk beş kent Bakır Çağı'na aittir. M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. Evler yaygın olan en eski ev tipi Megaron (dikdörtgen planlı, bir oda, küçük bir giriş bölümünden oluşuyor) tipindedir. Ele geçen vazo, testi, kadehler, altın, gümüş, ziynet eşyaları Ege havzasındaki bulunanlarla benzerlik gösterdiğinden, Truva kültürünün geniş bir alana yayıldığı anlaşılmaktadır. 6. ve 7. katlar Hititlere, 8. kat Hellen, 9. kat Roma dönemine aittir.
Alişar: Yozgat'ın Sorgun ilçesi yakınlarındadır. 7 kent kalıntısı bulunmuştur. İlk kültür katmanı Tunç Devri'ne aittir. M.Ö. 3200 - 2600 yıllarına rastlayan İlk dönemlerde küçük bir yerleşim olduğu, kentin etrafında surlar olmadığı anlaşılmaktadır. Daha sonra kent büyümüş, etrafı surlarla çevrilmiş, bakır işlenmiştir. Sonraki iki yerleşim Hitit ve Asurlular dönemine aittir.
Alacahöyük: Çorum'un Boğazköy civarındadır. 4 kültür katmanı vardır. İlk ikisi Tunç Çağına aittir. 14 kral mezar boğa ve geyik heykelcikleri, demir hançerler, kemer tokaları, altın taçlar, bilezikler Hititlerin sembolü olan Güneş kursu bulunmuştur. Tamer Kurtman