Haber Servisi Bucak Kültür-Sanat KURBANIN FIKHİ BOYUTU
Yemek Siparişi | Çiçek Siparişi | Sinema | Seyahat | Etkinlikler
Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | S.S.S.

Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
   
   
 Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre Şifrenizi hatırlamıyorsanız Burayı Tıklayınız.
1 + 15 Yandaki Sayıların Toplamını Yazınız.
Üye Olmak Için Tıklayınız.
 Haber Kategorileri
Çavdır 17
Çeltikçi 11
Ağlasun 34
Altınyayla 5
Antalya 61
Bucak 425
Burdur 433
Gölhisar 47
Genel 106
Isparta 16
Karamanlı 21
Kemer 6
Tefenni 11
Yeşilova 12
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
 Duyurular
 Köşe Yazarları
GİRİŞİMCİLİÐİN 10 TEMEL KURALI... MELİH ARAT 08.09.2011
 İbrahim  Nanecioğlu
 Fethi  Erdoğan
 Hande Demirci
 HASAN  TÜLKAY
 Mehmet ALBAYRAK
 Ruhittin Sönmez
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
 Anketimiz
Yeni Sitemizi Beğendiniz Mi?
Çok Beğendim
%46,4
İdare Eder
%20,7
Hiç Beğenmedim
%32,8
Toplam Oy : 140
   
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
 KURBANIN FIKHİ BOYUTU  

KURBANIN FIKHİ BOYUTU

 

 
 
Tarih
:
31.10.2011
Güncellenme
:
31.10.2011
Kategorisi
:
Bucak
Alt Kategorisi
:
Kültür-Sanat
Okunma
:
1104
Yorum
:
0
Kaynak
:
Site Editörü

 

KURBANIN FIKHİ BOYUTU

(Sık Sorulan Sorular)

Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelen kurban, dinî bir terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir.

Arapça’da bu şekilde kesilen hayvana udhiyye denilir.

*İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur.

Kur’an’da Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27);

Bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34).

*İslâm’da kurbanın dinî hükmüyle ilgili olarak Kur’an’da, Hz. Peygamber’in sünnetinde önemli açıklamalar yer almış, bu çerçevede oluşan fıkıh kültüründe de konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hükümler derlenmiştir.

*Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir.

Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur.

Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil’in Cenâb-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hâtırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.

*Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur.

Özellikle et satın alma imkânı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür.

Zengine malını, Allah’ın rızâsı, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır.

Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.

1.     Kurbanın Dinî Hükmü ve Kurban Çeşitleri

 

İlmihal dilinde kurban ve kurban kesiminin dinî hükmü denilince, aksine bir kayıt bulunmadığı sürece, kurban bayramında kesilen kurban ve bunun hükmü anlaşılır.

Kurban kesmenin fıkhî açıdan değerlendirilmesi hususunda fakihler arasında görüş farklılıkları vardır.

Dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri Hanefî mezhebinde ağırlıklı görüşe ve bazı müctehid imamlara göre vâcip, fakihlerin çoğunluğuna göre müekked sünnettir.

*Hanefîler, Kur’an’da Hz. Peygamber’e hitaben “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” (el-Kevser 108/2) buyrulmasının ümmeti de kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşündedir.

Ayrıca Hz. Peygamber’in birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın” (İbn Mâce, “Edâhî”, 2; Müsned, II, 321),

“Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir” (Tirmizî, “Edâhî”, 18; İbn Mâce, “Edâhî”, 2) gibi ifadelerle bu gereklilik önemle vurgulanmıştır. Öte yandan kurban kesmeyi Hz. Peygamber hiç terketmemiştir.

Bu ve benzeri delillerden hareket eden fakihler gerekli şartları taşıyanların kurban bayramında kurban kesmesini vâcip görürler.

*Sünnet olduğunu ileri sürenler ise, Kur’an’da bu konuda açık bir emrin bulunmayışından, Hz. Peygamber’in devamlı yapmış olmasının kurbanın sünnet olmasıyla da açıklanabileceği noktasından hareket ederler.

*Kurban bayramında kesilen kurbandan ayrı olarak yine ibadet niyetiyle kesilen başka kurban çeşitleri de vardır.

Buna göre kurban çeşitleri şöylece sıralanabilir:

Kurban bayramında kesilen kurban,

Adak kurbanı,

Akîka kurbanı,

Kıran ve temettü haccı yapanların kestikleri ve hedy adı verilen kurban,

hacda yasakların ihlâli halinde gereken ceza ve kefâret kurbanı.

Bu kurban çeşitlerinin ortak ve farklı hükümleri vardır.

*Vasiyetinin veya adağının bulunması halinde ölmüş kimse için kurban kesilmesi gerekir ve kesilen kurbanın etinin tamamı fakirlere dağıtılır.

Vasiyet veya adak olmasa bile, Şâfiîler hariç fakihlerin çoğunluğuna göre, sevabı ölüye bağışlanmak üzere onun adına kurban kesilebilir.

2. Kurban Kesme Yükümlülüğü

Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü sayılması için bulunması gereken şartlara kurbanın vücûb şartları denilir.

Kurban kesmenin sünnet olduğunu söyleyenlere göre ise bunlar sünnet oluşun şartlarıdır.

Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:

1. Müslüman olmak.

2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak.

3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak.

4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak.

*1 Gayri müslimler öncelikli olarak imanla mükellef olup ancak iman ettikten sonra ibadetleri ifa etmeye ehil sayılırlar.

Bu sebeple, bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü tutulabilmesi, daha doğrusu böyle bir ibadeti ifaya ehil sayılabilmesi için müslüman olması gerekir. Bu kural bütün ibadetler için geçerlidir.

*2 Hanefîler’den Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf ile Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kurbanla yükümlü sayılmak için akıl ve bulûğ şart olmayıp gerekli malî güce sahip olan küçük çocuklar ve akıl hastaları adına kanunî temsilcileri tarafından kurban kesilmesi gerekir.

Bu fakihler kurbanın malî bir ibadet oluşu ve başta fakirler olmak üzere üçüncü şahısların hakkının gözetilmesi hususunu ön planda tutmuşlardır.

*Hanefî fakihlerinden İmam Muhammed’e ve Şâfiîler’e göre kurban mükellefiyeti için akıl ve bulûğ şarttır.

Hanefî mezhebinde bu konuda fetva İmam Muhammed’in görüşüne göre verilmiş ve tatbikatta bu görüş ağırlık kazanmıştır.

Bu son görüşün ilk bakışta, üçüncü şahısların yani kurban etinden yararlanacak ihtiyaç sahiplerinin haklarını göz ardı ettiği ileri sürülebilirse de, ehliyetsiz ve eksik ehliyetli kimselerin mal varlığının korunması ve gerekli tedbirler alınarak onlara daha güvenli bir gelecek hazırlanması açısından isabetli olduğu da söylenebilir.

Çünkü çocuk ve akıl hastasının haklarının istikbale mâtuf olarak korunması, kanunî temsilciler için hukukî ve dinî bir sorumluluktur. Böyle bir kaygının söz konusu olmadığı durumlarda kanunî temsilcilerinin zengin çocuklar ve ehliyetsizler adına kurban kesmesi güzel bir davranış olur.

*3 Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle yükümlü değildir.

Ancak yolcu hükmünde bulunan kimsenin tek başına veya mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir engel de yoktur.

-Diğer mezheplere göre kurban mükellefiyeti açısından yolcu olanla mukim olan arasında, kurban kesmenin onlara göre sünnet olması sebebiyle, zaten bir farklılık yoktur.

-Hanefîler’in yolcu için böyle bir ruhsattan söz etmeleri, ibadetlerde külfeti kaldırmaya ve kurbandan gözetilen hikmetlerin gerçekleşmesine öncelik vermeleri sebebiyledir.

Şöyle ki; yolculuk halinde bulunan kimse gerek kurbanlık temin etme ve kurbanı kesme, gerekse kesilen kurbanın etini değerlendirme ve dağıtma açısından o bölge halkının (mukim kimseler) sahip olduğu bilgi ve imkâna sahip değildir.

Ayrıca yolculuk hali zengin olan yolcunun bile elindeki parayı daha tedbirli harcamasını gerektirir. Böyle olunca kurban bayramı süresince iş ve görev gereği yolda olan veya bulunduğu bölgede yolcu konumunda olan kimselerin bu ruhsattan yararlanması mâkuldür. İsterlerse kurban kesmeyebilirler. Bu kimselere kurban mükellefiyeti yüklemek maddî yönden ziyade ibadetin ifası yönünden ağır bir külfet teşkil edebilir.

-Ancak, klasik fıkıh kültüründe konu böyle ele alınmış olmakla birlikte, günümüzde yolculuk imkân ve şartları büyük ölçüde değişmiştir.

Bayram tatilini fırsat bilerek yurt içi veya yurt dışı geziye çıkan, yazlığa giden, memleketine ana-ata ocağına giden kimsenin durumu farklıdır.

Bu durumdaki kimselerin söz konusu ruhsattan yararlanma yerine ya önceden gerekli tedbirleri alarak vekâleten kurbanını kestirmesi ya da bulunduğu yerde kurban kesmesi daha isabetlidir.

Çünkü kurbanın namaz, oruç gibi bireyin niyetiyle ve iç dünyasıyla alâkalı yönü bulunduğu gibi onlara ilâveten toplumda sosyal adaleti sağlayan ve üçüncü şahısların haklarını ilgilendiren yönü de mevcuttur.

 Bu sebeple de, yolcunun namaz ve oruçta yolculuk ve meşakkat içinde olma ruhsatından yararlanması daha bireysel bir karardır.

Kurbanda ise zikredilen hususların, bu ibadetin sosyal amaçlarının göz önünde bulundurması, savunulabilir bir gerekçe, sıkıntı veya mazeret bulunmadığı sürece kurban ibadetinin yerine getirilmesi gerekir.

*4 Kurban kesme mükellefiyeti için dördüncü şart, malî imkânın bulunmasıdır.

Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vâcip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (85 gr.) altına, ya da buna denk bir paraya veya mala sahip olmasıdır.

Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkânına sahip olduğu düşünülmüştür.

Böyle olunca ücretli, memur gibi sabit gelirli kimselerin, kendi bütçe imkânları içinde sıkıntı çekmeden kurban ücretini ödeyip ödeyemeyeceğini göz önünde bulundurması ve ona göre karar vermesi gerekir.

-Pratik bir çözüm olması itibariyle, bu konuda Hanefîler’in yukarıda zikredilen ölçüsü esas alınabilir.

Bu takdirde, sabit gelirlilerin aslî ihtiyaç harcamalarını çıktıktan sonra yıllık gelirinden artakalan miktar 85 gr. altın değerine ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir.

*Uygun olan, kurban alma imkânı bulunmayan kimselerin, kurban kesmek için kendini zorlamamasıdır.

Hatta bazı Hanefî fakihlerine göre, böyle kimselerin kendilerine vâcip olmayan ibadeti vâcip hale getirmesi, böylece kesilen kurbanın adak kurbanı hükmünü alması bile ihtimal dâhilindedir.

Fakir kimsenin aldığı kurbanlık hayvanın kaybolması ve ikinci bir kurbanlık alması, bu arada birincinin de bulunması halinde iki hayvanı da kesmesi gerektiği hükmü bu ihtimale dayanır.

Ancak bu hüküm hakiki mânasından ziyade maddî imkânı olmadığı halde sosyal baskı sebebiyle veya ibadetin ecrini kaçırmama gayesiyle kendini kurban kesmeye zorlayan kimseleri uyarı, böyle bir mükellefiyetin bulunmadığına vurgu ve bunu örneklendirme şeklinde anlaşılmalıdır.

Zaten Hanefî mezhebinde fetvaya esas olan ağırlıklı görüş, fakir kimsenin kestiği kurbanın, özel olarak onu adamadığı sürece, adak kurbanı hükmünü almayacağı, zengin kimsenin kestiği kurbanla aynı hükme tâbi olduğu, hatta kurbanın etini dağıtma mükellefiyetinin en aza indiği yönündedir.

 

Ölü kurbanı var mıdır?

 

Ölü kurbanı veya kabir kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur.

Ancak, ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir.

Vasiyeti yoksa ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez.

Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir. Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi, kendisi ve zenginler de yiyebilir. Vasiyet varsa, tamamen fakirlere yedirilmesi veya dağıtılması gerekir.

Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın her hangi bir zamanda kesilmesi caiz ise de, kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletli ve daha sevaplıdır. Ölenin vasiyeti gereğince kesilen kurban ise, ancak kurban bayramı günlerinde kesilir.

Soru:  Bir ailede zekat ve kurban ibadetini karı-kocadan hangisi yerine getirir?

Cevap:  Servet (nisap miktarı mal) kimin ise zekat ve kurban da ona düşer. Kadının normal olarak takıp kullandığı zinete (takıya) zekat ve kurban gerekmez. Bunun dışında kalan tasarruf altını, para, ticari mal... nisap miktarına ulaşırsa zekat verilir.

Soru:

2006 yılı kurban bayramında alaha çok sükür 1 adet kurban aldım ve ilk olarak kurbanımı esime kesmek istiyorum kendime hiç kesmedim bana kesilmeden esime farz olurmu aklımda bir soru isareti kaldı esim de ilk olarak sana keselim diyor uzun lafın kısası benim evime hırsız girmisti ve güzel alahın esim ve çocuyumu bana bagısladı büyük mücüze ve ben bu aksam isteydim alahım onların ikisinide bana bagısladı onun için de esime kurbanı sana kesecem dedim ve oda sana kesilmesi lazım diyor onun için benim kafamda soru isareti kalıyor onun için ben yine kurbanı esime kesecem kabul olurmu bana cevap yazarmısınız saygılarımı sunarım

CEVAP:

Dinen zengin sayılan, akıllı, buluğ çağına ulaşmış ve yolcu olmayan Müslümanların kurban bayramında kurban kesmeleri mali bir ibadettir.

İbadetlerde sorumluluk ve bu sorumluluğun bir neticesi olan ceza ve mükafat da bireyseldir.

Bu nedenle, dinen zengin olan karı-kocadan her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi uygun olur.

Ancak bazı İslam bilginleri, Hz. Peygamber’in bazı uygulamalarını dikkate alarak, aile için bir kurbanın yeterli olacağını ifade etmişlerdir.

Bu itibarla, kurbanınızı yalnız esiniz adına değil, bütün aile fertleri adına kesebilirsiniz.

 

Kimler kurban kesmelidir?

Kurban kesmek, akıllı, buluğ çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve misafir olmayan Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan baksa 80.18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kisi dinen zengindir; dolayısıyla Allah'ın kendisine bahsetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakarlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir.

 

Ailede zengin olan karı-kocadan her birinin kurban kesmesi gerekir mi?

İbadetlerde sorumluluk ve bu sorumluluğun bir neticesi olan ceza ve mükafat da bireyseldir. Bu nedenle, dinen zengin olan karı-kocadan her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi uygun olur.

 

  • Borçlunun Kurban Kesmesi Vacip midir?

  Elinde nisap miktarı malı ya da parası bulunan kimsenin borcu bulunur ve bunu ödediği takdirde elindeki para veya mal nisap miktarından düşecekse, bu takdirde o kimseye kurban kesmek vacip olmaz. 

 

3. Kurbanlık Hayvan ve Kesimi

Kurban kesmekle mükellef olan kimsenin bu ibadeti geçerli olarak yerine getirmiş sayılabilmesi için gerek kurbanlık hayvanla gerekse bu hayvanın kesimiyle ilgili bazı şartlar vardır. Bunlar kurbanın sıhhat şartlarıdır.

a) Şartlar

1. Dinen kurban olarak kesilmesi kabul edilmiş hayvan türleri şunlardır: Koyun, keçi, sığır, manda ve deve. Dolayısıyla ancak bu hayvanlardan (veya türdeşleri) kurban kesilebilir.

Tavuk, kaz, ördek, deve kuşu, ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli değildir.

+Kurbanın geçerliliği açısından bu hayvanların erkek veya dişi olması arasında fark yoktur.

Ancak koyunun erkeğinin, diğerlerinin ise dişisinin kesilmesi daha faziletli görülmüştür.

+Koyun ve keçi sadece bir kişi için; deve, sığır ve manda ise yedi kişiyi aşmamak üzere ortaklaşa kurban olarak kesilebilir.

2. Koyun ve keçi cinsinden hayvanlar bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir.

+Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğu, koyunun semizlik ve gösteriş olarak bir yaşındakilerle aynı olması halinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban olabileceği görüşündedir.

+Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler.

3. Kesilecek hayvanın kurban olmaya engel bir kusurunun bulunmaması gerekir. Kurban edilecek hayvanın sağlıklı, düzgün, âzaları tamam, besili olması hem ibadetin gaye ve mahiyetine hem de sağlık kurallarına uygun düşer.

+Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bazı âzaları eksik meselâ bir veya iki gözü kör, kulakları ve boynuzları kökünden kesilmiş, dili kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökülmüş, kuyruğu ve memesi kesik hayvanlar kurban olmaz.

Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz, şaşı, topal ve deli, biraz hasta, bir kulağı delinmiş veya yırtılmış olmasında kurban açısından bir sakınca yoktur.

Koyunun daha semiz ve lezzetli olması maksadıyla doğduğunda kuyruğunun kısmen veya tamamen kesilmesi kusur sayılmaz.

 

Bir Hayvanın Kurban Edilmesine Engel Olan Kusurlar Nelerdir?

İki veya bir gözü kör olan,

Görme gücünün ekserisi gitmiş olan -ki bu, hayvanın ota yaklaşmasıyla bilinir-,

Kemiklerinde ilik olmayacak kadar zayıf olan,

Aksak ayağını yere basıp, kesilecek yere gidemeyecek kadar topal olan veya ayaklarından biri kesik olan,

Dişlerinin hepsi veya çoğu düşmüş olan,

Kulağının veya kuyruğunun yarısından fazlası kopmuş veya kesilmiş olan,

Hasta olduğu açıkça belli olan,

Boynuzlarının bir veya ikisi kökünden kesilmiş olan,

Koyun olup da bir, sığır olup da iki meme ucu kopmuş veya memesi kurumuş olan,

Kuyruğu veya kulakları doğuştan olmayan,

Burnu kesilmiş olan,

Yalnız pislik yiyen,

Dilinin çoğu kesik olan,

Otlayamayacak ve yem yiyemeyecek kadar deli veya dengesi bozuk olan,

İyice zayıflayıp eti azalan ve yağı hiç kalmayan,

Uyuzlu olup zayıf olan,

Sütü kesilmiş olup yavrularını emziremeyen,

Cinsiyeti belli olmayan, hünsa olan hayvanların kurban edilmeleri caiz değildir. 

 

Hayvanın Kurban Edilmesine Engel Olmayan Kusurlar Nelerdir?

Şaşı olması,

Uyuzlu; ama semiz olması,

Otlamasına mani olmayacak kadar deli olması,

Kulaklarının delinmiş veya yarılmış ya da ucundan kesilip sarkık bir halde bulunması,

Kulağı ön kısmından kesik olup sallanması,

Doğuştan kulakları küçük olması,

Cinsel organının bulunmaması veya burulmuş bir halde bulunması,

Doğuştan boynuzsuz olması,

Dişlerinin birazı dökülüp çoğunluğunun durması,

Uzvunun kesikliğinden dolayı cimadan aciz olması,

Öksürmesi,

Fazla yaşlı olduğu için doğum yapamaması,

Yüzünde veya kulağında damga olması, bir hayvanın kurban edilmesine engel değildir.

 

Kuyruksuz koyunlar kurban edilebilir mi?

Doğuştan kuyruksuz olan veya besili olması için küçük yasta kuyrukları boğulmak suretiyle düşürülen koyunların kurban edilmelerinde bir sakınca yoktur. Ancak bir kaza ile değerini azaltacak şekilde kuyruğunun tamamı veya yarısından çoğu kopan hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.

 

Kurbanlık hayvan tartıyla alınabilir mi?

Kurbanlık hayvan, kilo birim fiyatı belirlenmek suretiyle canlı olarak tartılıp alınabilir.

Kurban edilmek üzere satın alınmak istenen hayvanın fiyatı, kesildikten sonra eti tartılarak da belirlenebilir.

Ancak kilo fiyatının rayiç bedeli seklinde belirsiz bırakılmayıp, kesin olarak belirlenmesi ve derisi, kellesi ve sakatatının satıcıda kalmak üzere akitten istisna edilmemesi gerekir.

 

Taksitle kurban alınabilir mi?

Kisi, mülkiyetinde bulunan ve kurbanlık vasfını tasıyan hayvanı, kurban olarak kesebilir.

Bu itibarla ister pesin ister taksitle olsun satın aldıgı hayvan kisinin mülkiyetine geçtiginden, bu hayvanın kurban edilmesinde sakınca yoktur.

 

 

 

 

Alınan kurbana, daha sonra başkaları ortak edilebilir mi?

 

Büyükbas hayvanlar bir kisiden yedi kisiye kadar ortak olarak kurban edilebilir. ,

Böyle bir hayvan, yedi kişiye kadar ortak olarak satın alınabileceği gibi, alındıktan sonra veya elde bulunan büyükbaş hayvana yedi kişiyi geçmemek kaydıyla başkaları da ortak edilebilir.

  • Ortaklaşa Kesilen Büyükbaş Hayvanın Paylaşımı Nasıl Olmalıdır?

 

  Ortak kesilen büyükbaş hayvanın eti tartılarak paylaşılır. Göz kararıyla paylaşmak caiz değildir.

  Yedi kişi bir kurbana ortak olsalar birinin hissesi diğerlerinden az olmak şartı koşulsa bu kurban geçersizdir.

  Ortaklar yedi kişiden az olursa hisseleri ister eşit olsun ister olmasın caiz olur. Ancak bir kişinin hissesi yedide birden az olmamalıdır. 

·                     Satın Alındıktan Sonra Sakatlanan Kurban Ne Olur?

 

Kurban ayıp ve kusursuz, sağlam bir şekilde alınır, ancak daha sonra kurban edilmeye mani bir ayıp meydana gelirse bakılır:

  Şayet kişi şayet zengin ise, yeni bir kurban alır.

  Fakir ise, bu hayvanı kurban olarak keser. Zira kurban o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise, genişlik ve kolaylık vardır.

  • Kesim anında çırpınmaktan dolayı hayvanda bir ayıp meydana gelirse kurbanın sıhhatine zarar vermez.
  • Şayet hayvan, kesim anında ölürse bakılır:

  Kurbanı kesen kişi zengin ise yeni bir kurban alır.

  Fakir ise yeni bir kurban alması gerekmez. 

 

 

·         Kurbanlık Hayvandan Faydalanmak Caiz midir?

 

  Kurbanlık hayvana binilmez, yük yüklenmez, kiraya verilmez. Eğer kiraya verilirse alınan ücret tasadduk edilmelidir.

  Kesimden önce yününden ve sütünden yararlanmak mekruhtur. Eğer yararlanırsa kıymetini tasadduk eder.

  Kesimden sonra kurbanlık hayvanın etini veya postunu satıp parasını almak veya demirbaş olmayacak bir şeyle değiştirmek caiz değildir. Böyle yapılırsa, kıymetini sadaka olarak vermek gerekir. 

  • Boğazlanan Hayvanın Karnından Çıkan Yavru Yenir mi?

  Boğazlanan bir hayvanın karnından çıkan yavru ölü ise, İmam A’zam'a göre yenmez. Anasının boğazlanmış olması, yavrusu için yeterli olmaz. Ancak çıkan yavru canlı ise boğazlanmak suretiyle yenilebilir. 

Gayr-i Meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?

İslâm dini kişilerin meşru islerle uğraşmalarını ve geçimlerini helâl yollardan temin etmelerini emreder. Buna rağmen gayr-i meşru yolla bir kazanç elde edilmiş ve bu kazancın sahibi belli ise, bunun sahibine iade edilmesi; belli değil ise, karşılığında sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması ve teybe edilmesi gerekir.

Mali yönü bulunan her ibadet helal kazanç ile yapılmalıdır. Bu sebeple, gayr-i meşru yolla elde edilen kazanç ile kurban kesmek dinen caiz değildir. Bununla birlikte, bir kimse haram yoldan kazanılan parayla kurban kesmişse, kesilen hayvanın etinin yenmesi ve dağıtılması gibi dünyevi hükümler açısından kurban selken yerine gelmiş olsa bile, Allah’a karsı ibadet sorumluluğu açısından bu, caiz ve makbul bir ibadet sayılmaz.

4. Kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir.

Kurban, kurban bayramının ilk üç günü yani zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleri, bayram namazının kılınmasından 3. günün akşamına kadarki süre zarfında kesilebilir.

+Şâfiî mezhebine ve bazı fakihlere göre bu süre, bayramın 4. günü akşamına kadardır.

+Bayram namazı kılınmayan yerlerde sabah namazı vaktinden itibaren kesilebilir.

Kurbanın bayramın 1. günü kesilmesi daha faziletli görülmüş, kesimin gündüz yapılması tavsiye edilmiştir.

Geceleyin kurban kesmeyi câiz görmeyenler veya mekruh görenler, aydınlatma imkânının yetersizliğinin yol açacağı muhtemel tehlike, hata ve zorlukları göz önünde bulundurmuş olmalıdır. Bu sakıncalar yoksa, gece de kurban kesilebilir.

5. Kurbanın ibadet niyetiyle kesilmesi şarttır. Kur’an’da, kesilen kurbanlık hayvanların et ve kanlarının değil bu kesimi yapan müslümanın niyet, takvâ ve bağlılığının Allah’a ulaşacağı bildirilmiştir (el-Hac 22/37). Esasen kurbanı diğer hayvan kesimlerinden ayıran da budur.

+Niyette aslolan kalbin niyetidir, dil ile açıkça söylenmesi gerekmez.

Kurbanda niyetin bu önemi sebebiyledir ki, Hanefî mezhebinde ortaklaşa kesilen kurbana bütün ortakların ibadet niyeti ile katılmaları şarttır. Ortaklardan birinin sadece et elde etme niyetiyle iştiraki diğerlerinin kurbanını geçersiz kılar.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise böyle bir ortaklık, kurban ibadetine zarar vermez.

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?

Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Bir kısmı udhiyye için, diğer bir kısmı ise adak kurbanı, akîka, nafile kurban olarak niyet edebilirler. Ancak hepsinin ibadet niyetiyle katılmış olmaları gerekir.

+Bir kimse tek başına kesmek üzere aldığı büyük baş hayvana, sonradan altı kişiye kadar ortak kabul edebilir.

+Kurbanlık niyetiyle alınan hayvan kesilmeden önce ölürse, zengin kimsenin tekrar kurbanlık satın alması gerekir, fakir için gerekmez.

Kesimden önce kurbanlık kaybolur, sahibi ikinci defa kurbanlık alır da sonra birinci hayvan bulunursa, zengin de fakir de bunlardan sadece birini, tercihen daha iyi olanını keser.

Fakirin ikisini de kesmesi gerektiği görüşü fetvada tercih edilmeyen zayıf bir görüş olup fakirin kesmesinin adak hükmünü alacağı noktasından hareketle söylenmiştir.

+Mükellefler yanlışlıkla birbirlerinin hayvanlarını kesseler, her kesilen kurban, sahibinin kurbanı olmak üzere sahih olur.

Etler dağıtılmamışsa değişim yaparlar, değilse helâlleşir ve bir fark da talep etmezler.

b) Kesim İşlemi

Diğer gayelerle yapılan kesimlerde olduğu gibi kurbanlık hayvanın kesiminde de bazı kurallara uymak gerekir.

+Hayvan kesim yerine incitilmeden götürülür, kesilecek zaman da kıbleye karşı ve sol tarafı üzerine yatırılır.

+Elinden geldiği sürece her mükellefin kurbanını kendisinin kesmesi menduptur, değilse bir başkasına vekâlet verip kestirir.

+Kurbanı kesecek kimsenin müslüman olması tercihe şayandır. Yahudi ve hıristiyanlara da kesim yaptırılabilir. Çünkü Ehl-i kitabın kestiği yenir.

+Kurban sahibinin kesim esnasında orada hazır bulunması müstehaptır.

Hayvan yere yatırılırken Kur’an’dan

“Yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a, O’nun birliğine inanarak çevirdim. Ben müşriklerden değilim” (el-En‘âm 6/79

“Benim namazım, ibadetim (kurbanım), hayatım ve ölümüm hep âlemlerin rabbi olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben Allah’a teslim olanların ilkiyim” (el-En‘âm 6/162-163) meâllerindeki âyetleri okur.

“Ey Allahım, dostun İbrâhim’den ve habibin Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de kabul buyur” şeklinde veya benzer tarzda dua eder. Daha sonra da tekbir ve tehlîl getirir.

+Kurbanı kesen kimse hayvana eziyet vermemeye dikkat etmeli, bıçağı hayvana göstermemeli ve keskin bıçak kullanmalıdır.

Sağ eliyle tuttuğu bıçakla hayvanı keserken “Bismillâhi Allahü ekber” der.

+Kurbanı vekilin kesmesi halinde kurban sahibi de besmeleye iştirak eder.

+Kurban kesen kimse kesim esnasında Allah’ın adını anmayı (besmele) kasten terkederse, Hanefî mezhebine göre bu hayvanın eti yenilmez.

+Kurban kesmenin rüknü, kurbanlık hayvanın kanını akıtmaktır.

Sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden hayvanlar yatırılıp çenelerinin hemen altından boğazlanmak suretiyle (zebh),

deve ise ayakta sol ön ayağı bağlanarak göğsünün hemen üzerinden (nahr) kesilir.

Kesim işlemi boğazın iki tarafındaki şah damarları, yem ve yemek borusu kesilerek yapılır ve hayvanın kanının iyice akmasını temin için bir süre beklenilir.

Yemek ve nefes borusu ile iki şah damarı tamamen kesilerek kan iyice akıtılır.

Hayvan ölünceye kadar beklenir.

Sonra kafası gövdesinden ayrılır.

Usulüne uygun olarak yüzülür.

Hayvan tamamen ölmeden kafa ve ayakları koparmak, derisini yüzmeye kalkmak, kıbleden çevirmek veya hayvana eziyet etmek mekruhtur.

+Hayvana acı vermemek için önce şoka sokmak (bayıltmak), sonra kesmek câizdir; çünkü şoka giren hayvan ölmez, hayatı devam eder, ancak kesilince kanı akar ve ölür.

 

Kadın kurban kesebilir mi?

Hayvan kesiminde, bu işlemi yapacak kişinin akıl ve temyiz gücüne sahip, Müslüman olmasının dışında bir Sart bulunmamaktadır Bu şartları taşıyan kişi kadın olsun, erkek olsun kurban kesebilir.

Kurbanın Yenmesi Caiz Olan ve Olmayan Organları Nelerdir?

  Kesilen bir kurbanın ödü, bezesi, idrar torbası, cinsel organları ve yumurtalarını yemek mekruhtur.

  Bunun haricinde kalan tüm organlar deri, ciğer, dalak, işkembe vb. yenebilir. 

Vekâlet yoluyla kurban kesilebilir mi?

Kurbanı, kişinin kendisi kesebileceği gibi, vekâlet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban mal ile yapılan bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetlerde ise vekâlet caizdir. Vekâlet yoluyla kurban kestiren kişi kendi bulunduğu yerde birisine vekâlet verebileceği gibi, baksa bir yerdeki kişi veya kuruma da vekâlet verebilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak ya da telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile verilebilir.

4. Kurbanın Eti ve Diğer Parçaları

Hz. Peygamber’in hadislerinden hareket eden İslâm âlimleri, kurban sahibinin kurbanın etinden yiyebileceği, bakmakla yükümlü bulunduğu kimselere yedirebileceği, etinin bir kısmını da dağıtması gerektiği konusunda görüş birliği içindedir.

Ancak kurban etinin ne kadarının yenilip ne kadarının dağıtılacağı konusunda farklı görüş ve ölçüler ileri sürülmüştür.

*İslâm âlimlerinin çoğunluğu kurban etinin üç eşit parçaya bölünüp bir parçasının kurban sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler tarafından tüketilmesini,

İkinci parçanın zengin bile olsalar eş, dost ve akrabaya hediye edilmesini,

Üçüncü parçanın ise kurban kesmeyen fakir kimselere dağıtılmasını tavsiye ederler.

+Kişinin bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin kalabalık olması veya ihtiyaçlarının bulunması halinde kurban etinin kimseye dağıtılmadan evde tüketilmesinde de bir sakınca görülmemiştir. Bu konuda kesin bir sınır yoktur.

Kurban sahibinin kurban etinden hem yemesi, ikram etmesi hem de fakirlere dağıtması esastır.

Bunun ölçü ve şeklini her mükellef kendi konum ve imkânını, başkalarının durum ve imkânını ayrı ayrı gözden geçirerek bizzat belirlemeli ve bu konuda ibadet anlayışıyla hareket etmelidir.

*Adak (nezir) olarak kesilen kurbanın etinden, adakta bulunan kimse ve onun bakmakla yükümlü bulunduğu kimseler (babası, annesi, dede ve nineleri, çocukları, torunları, hanımı) yiyemezler.

Şayet yiyecek olurlarsa yediklerinin bedelini fakirlere tasadduk etmeleri gerekir.

+Nafile (tatavvu) olarak kesilen kurbanın etinden sahibi de, bakmakla yükümlü bulunduğu kimseler de yiyebilir.

*Kurban sırf Allah rızâsını kazanmak için kesildiğinden kurbanın etinin ve diğer parçalarının satılması veya benzeri şekilde sahipleri için gelir getirici işlemlere harcanması câiz değildir.

+Kurbanın derisi, yünü, bağırsakları, kemikleri, iç yağı gibi eti dışında kalan parçalarının da sahibine gelir temin etmek amacıyla para ile satılması câiz değildir.

Bunları kurban sahibi evde kullanabileceği gibi kullanılmak üzere birine hediye de edebilir.

Şayet satacak olursa parasını tasadduk etmesi gerekir.

Kurbanın bu parçalarının veya satımı halinde parasının hayır işlerine sarfedilmesine, diğer bir anlatımla tasadduk etmenin dinen câiz olduğu kişi ve yerlere verilmesine özen gösterilmelidir.

Bu parçalar da kurban ibadetinin devamı olarak görülmeli, aynı anlayış ve amaçla (Allah rızâsına uygun şekilde ve uygun yere) sarfedilmeli veya tüketilmelidir.

+Şayet kurban ücretle kestirilmişse, kesim ücreti kurbanın eti veya derisiyle veya bunların parasıyla ödenmez.

+Kurbanlık hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak da tasvip edilmemiştir.

Şayet yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak verilmelidir.

Kurbanlık koyun ve keçinin yünü, kesimden sonra kırkılıp evde ihtiyaç için kullanılabilir, fakat satılıp paraya çevrilemez.

Aksi halde tasadduk edilmelidir.

+Kurbanın etinin, kesimin yapıldığı bölgede dağıtılması teşvik edilirse de daha fazla ihtiyaç sahiplerinin bulunması halinde başka yerleşim birimlerine de gönderilebilir, nakledilebilir.

*Kesim işlemi tamamlandıktan sonra çevre temizliğinin iyice yapılması, hayvanın artan parçalarının toprağa derince gömülmesi, mümkün olduğu ölçüde dışarıda hiçbir parçasının bırakılmaması gerekir.

Bu husus, kurbanlık hayvana ve kurban ibadetine karşı gösterilecek saygının bir gereği olduğu gibi özellikle büyük şehirlerde ve kalabalık yerleşim birimlerinde sağlık kuralları ve çevre temizliği açısından da son derece önemlidir.

Kurban kesmenin ve etini ihtiyaç sahiplerine dağıtmanın ecrini, çevre kirliliği meydana getirerek ve kul haklarını ihlâl ederek azaltmamak gerekir.

Kurban derisi nasıl değerlendirilmelidir?

 

Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir.

Hz. Peygamber, veda haccında Hz. Ali'ye, kurban olarak kesilen develerinin basında durmasını ve bunların derileri ile sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan bir şey vermemesini emretmiştir (Ebu Davud; Menasik, 20).

Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi uygun değildir.

5. Akîka Kurbanı

Çocuğun doğumunun ilk günlerinde Allah’a bir şükran nişanesi olarak kesilen kurbana “akîka kurbanı” denilir.

Esasen akîka, Arapça’da yeni doğan çocuğun başındaki saçın adıdır.

Akîka kurbanı kesildiği gün çocuğun başı da tıraş edildiği için kurban bu adı almıştır.

+Akîka kurbanı Hanefîler’e göre mubah (bazı rivayetlerde mendup), diğer üç fıkıh mezhebine göre sünnet, Zâhirîler’e göre vâciptir.

Hz. Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için birer koçu akîka kurbanı olarak kesmiş ve ümmetine de yeni doğan kız ve erkek çocukları için akîka kurbanı kesmelerini tavsiye etmiştir.

*Resûl-i Ekrem’in bu tür uygulama ve tavsiyeleri dinî bir gereklilik şeklinde değil de doğum, düğün gibi mutlu olayların yakın çevreye duyurulması, sevincin onlarla paylaşılması ve neticede sosyal yapının ve dayanışmanın sağlamlaştırılması yönünde tedbir ve örnekler (sünnet, nafile ibadet) olarak algılanması daha doğru olur.

Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi müstehaptır.

Aynı günde çocuğa isim verilmesi ve saçının kesilerek ağırlığınca altın veya gümüşün tasadduk edilmesi de tavsiye edilmiştir.

+Kurban olmaya elverişli her hayvan akîkaya da elverişlidir. Kesilen bu kurbanın etinden kurban sahibi ve aile fertleri, yakın dostları yiyebileceği gibi tasadduk da edilebilir.

 

 

Burdur İl Müftülüğü

        Içeriği Paylasın Butonu    
 Habere Ait Yorumlar                                                  Toplam Yorum Sayısı : 0

Henüz Yorum Yazılmamıştır...
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
 E-Bülten Aboneliği
Ad Soyad
E-Mail
Ekle Çıkar
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
 İstatistikler
Aktif Ziyaretçi
: 12
Bugün Tekil
: 81
Toplam Haber
: 1231
Toplam Firma
: 50
Onaylanacak
: 64
Toplam Üye
: 50
Toplam Dosya
: 0
Toplam Döküman
: 117
Toplam İlan
: 0
Toplam Ürün
: 0
   
   
abaragambimumbara
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Telif Hakkı 2005-2011 NNC MEDYA'ya aittir.İzinsiz olarak başka ortamlarda kullanılması yasaktır. Her Hakkı Saklıdır.
Bu Reklamın Süresi Dolmuştur.

Reklam Ayarlarınızı Düzenleyiniz.


BURDUR HABER|BUCAK|NNC MEDYA||İLAN|REKLAM|FİRMA REHBERİ adresi üzerinde bulunan fotoğraf ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
PageRank Checker

Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu sitenin alt yapısında OfoSoft Web Tasarım tarafından geliştirilen OfoSoft Şehir Rehberi Sistemi kullanılmaktadır.
Bu siteden en iyi görüntüyü 1024*768 ve üzeri ekran çözünürlüğünde alabilirsiniz. Tavsiye edilen internet tarayıcımız Mozilla Firefox'dur.

Sayfanın Yüklenme Zamanı : 0,296875 saniyedir.

Siteyi Yenileyerek Yükle