Özellikle,
çocuklarımıza yönelik kitap hazırlayıp, yazıp yayınlayan isim ve imzaların önce
biyografilerine bakıyorum. Değerli dostum Prof. Dr. Hayrettin İvgin aracılığıyla
bana ulaşan, ulaştırılan Nurser Göze hanımın, 112 büyük sayfayla, pırıl pırıl
bir baskıyla ortaya konulmuş “Başarılı çocuk yetiştirmede Anne- Babaya yardım”
adlı kitabının sayfalarında gezmeden öncede öyle yaptım. Yani Nurser Göze
hanımın arka kapakta yer alan biyografisine bir göz attım.
Gördüm
ki, Tokat Niksar’da doğan, ilkokuldan sonra” kızlar okutulmaz” engeline takılan,
ama kısa sürede azim ve gayretiyle bu engelden kurtulan, Tokat Öğretmen
Okulundan sonra, Samsun Eğitim Enstitüsünün Fen Bölümünden de mezun olarak,
Cumhuriyetimizin başarılı eğitimcileri arasında yeralan, değişik eğitim
kuruluşlarında, ilköğretim okullarıyla ortaokul ve liselerinde fen dersleri,
Matematik öğretmeni olarak görev yapıp, şerefle emekli olduktan sonra, yine
Matematik ağırlıklı projelerde görev yapmaya devam eden hocamız Nurser Göze
hanımefendiyi saygıyla selâmlamak istedim.
Kitap,
çizme ve gerçek fotoğrafların, görüntülerin ağırlıklı olarak sayfalarında yer
alan metinlerle bir genel görünüm içerisinde karşımıza çıkıyor. Örneğin ilk
sayfada, iç kapakta mutlu bir aile görüntüsü var. Anne- baba, kız ve erkek çocuk
evlatlarıyla mutluluk sergileyen bir aile fotoğrafı, çizmeyle şekillenmiş
görüntü var. Kitap, merkezi Ankara’da bulunan Naturel Yayınları arasında günyüzü
görmüş. Anne ve babalara merhaba denilerek yola çıkılmış. Başarılı çocuk
yetiştirmede anne-baba rehberlerinin arkasından insan yavrusunun eğitiminden söz
ediliyor, genel bilgiler ortaya konuluyor.
Çocuğun
tanınması gerektiği, bireyin tanınması gereken yönleri, çocuklarla tanışmak
gerektiği, burada karşımıza çıkan hususlar teker teker sıralanıyor. Sonra bebek
eğitimine geçiliyor. Zihinsel gelişim, bilişsel gelişimin ne olduğu, Piaget’in
bilişsel kuramı ifade edildikten, anlatıldıktan sonra, Zekâ ve bilişsel gelişim
dönemleri üzerinde duruluyor. 0-2, 2-7, 2-4, 4-7 yaş dönemlerinin
özelliklerinden bahsediliyor, bu dönemlerdeki hassasiyetlerin altı
çiziliyor.
Arkasından somut işlemler dönemi olan 7-11 yaş arasındaki çocuk dünyasına
geçiliyor. Burada, çocuğun tanınması için, gözlemlerin önemi üzerinde duruluyor.
Fen ve doğa olaylarının çocuğun tanınması için, gözlemlerin önemi üzerinde
duruluyor. Fen ve doğa olaylarının çocuğun gelişimine olan etkileri, gözlem,
deney, hayvan besleme, bitki yetiştirme, inceleme ve geziler ara başlıklarında
çocuğun gelişme, yetişme dönemleri özellikleri anlatılıyor, açık ve anlaşılır
biçimde dile geriliyor. Fotoğraflarla da zenginleştirilme
gerçekleştirilmiş.
11 yaş ve
sonrasında soyut işlemler dönemi başlıyor. Çocuğun birey olarak değer verilmesi,
yönlendirilmesi, ödüllendirilmesi, çocuğun çalışma odasının olması, öğretmen,
veli, çocuk ilişkisi, tatil zamanı, sonrası okula hazırlık, sevme, sevilme,
güvenlik ihtiyacı, çocuğun toplum tarafından onaylanması, saldırganlık güdüsü,
hazza yaklaşma, elemden kaçınma, engelleme, çatışma, beslenme, beslenme
yetersizliği, hastalık, çocuğun beslenme alışkanlığı üzerinde teker teker
durulmuş, kısa, öz ve anlaşılır bir anlatım tablosu ortaya
konulmuş.
Verimli
ders kuralları, anne baba olmak, çocuğun dikkatini toplama yöntemi, öğretme,
öğrenme sürecine öğrencilerin katılmaları, sınıfta demokrasi gibi, çocuğun
dünyasında var olan gerçekler detaylı, anlaşılır bir anlatımla kitap
sayfalarında sergilenmiş. Tebriklerimi, saygılarımı sunuyor, hocamız Nurser
Göze’nin başarılarının devamını diliyorum efendim.***
Durak
Turan Düz’den:
Turan
Sevdası
Prof. Dr.
İSA KAYACAN
Bana
gelen, yüzlerce kitap ve dergi arasında, isimleriyle bütünleşenler,
bütünleşmeyenler olduğunu görüyorum.
1970’li
yıllardan beri tanıdığım, sevdiğim, kucakladığım imzaların başında yer alan,
Durak Turan Düz’ün ilk şiir kitabı yenilerde bana ulaştı, ulaştırıldı. Nezaket
dolu, sımsıcak duygularıyla şekillenen bir cümleyle 08 Şubat 2012 tarihinde bana
imzaladı “Turan Sevdası” adlı kitabını Durak Turan Düz.
Kitap 128
küçük boyutuyla, güzel, anlamlı, pırıl pırıl baskılı kapağıyla dikkat çekiyor
ilk bakışta.
Merkezi
Ankara’da bulunan, Hayrettin İvgin dostumun sahipliğinde yüzlerce kitap yayın
çalışmalarına imza atan Kültür Ajans’ın 142 nci yayını olarak şiir severlerin,
kitapseverlerin karşısına çıkarılmış “Turan Sevdası”.
Önsöz,
Durak Turan Düz imzasını taşıyor. Buranın bir yerinde; “Aklın ve duyguların
birlikteliği anlamında bir duyarlılık olan şiir, önce insanın yaşadığı yerin
rengini taşır” diyor Durak Turan Düz. Bu doğru bir tespit ve anlatım biçimidir.
Tebrikler.
Sonra
Hayrettin İvgin dostumun sunuşu var iki sayfada. Sonunda İvgin hoca; “Durak
Turan Düz’ün şiirlerini ben sevdim. Onun ellerine, zihnine sağlık. Okuyuculara
salık veriyorum bu kitabı” diyor.
Durak
Turan Düz’ün hayatın zorluklarını başarıyla göğüsleyen bir geçmişi olduğunu
yakinen biliyorum. Bu gerçekler, şiirlerinin başlıklarında, mısralarında
karşımıza çıkıyor. Durak Turan Düz, zamanın boşa geçmesinden hoşlanmadığı için,
mısralarında aynı oranda doluluk görülmesinin normal olduğunu veya böyle
gerektiğini inanarak söylemeliyim, kaydetmeliyim. O’nun hayata bakış açısı 7 nci
sayfadaki “Hayatta”adlı, başlıklı şiirinde karşımıza çıkarken,
söylediklerimizin, tespitlerimizin yanlış olmadığını göstermesi bakımından önem
ve anlam taşımaktadır.
İşte bu
şiir:
En acı
şey yalnızlık,
En
hürmete layık annem, babam,
En feci
şey ölüm,
En
üzüntülü şey, unutulmak,
En güzel
şey aşk,
En sıcak
şey arkadaşlık,
En soğuk
kelime “hayır”dır.
Sonraki
şiirlere bakıyoruz, hemen hemen hepsi (bazıları hariç) kısa soluklu. Hece vezni
tarzıyla yazılmış olanların sayısı çoğunlukta. Yer yer serbest türde
yazılanlarla, mısralaştırılan duygularla karşılaştığımızda
oluyor.
Sevenlerden, sıcaklıklardan, ayrılmalardan, yanılmalardan, özlemlerden,
sitemler topluluğundan, unutulmalardan, akşamlardan, vefasızlıkların getirdiği
acılardan, sonbaharın getirdiği hüzünlerden uzun uzadıya söz ettikten sonra, beş
ayrı dörtlükten meydana gelen “Azerbaycanlı Irkdaşa” başlığıyla seslendiği
duygularındaki samimiyet, içtenlik ve kardeşçe kucaklaşma duygularının
doruğundan bir selam veriştir bu şiirindeki duygular. Bu şiirden bir dörtlükle
noktamı koymak istiyor, Durak Turan Düz kardeşimi kutluyor, sevgiyle
kucaklıyorum.
Menim öz
yurdumda menim bağım var,
Men
görirem gardaş bülbüllü bahar,
Bizim
elde duru ahayar sular,
Özlem
dolu ahıyırmısan gardaş?.***
Türkmeneli
Bilgi
Takvimi 2012
Prof. Dr.
İSA KAYACAN
Günlerimizin takibi, bilgilerimizin tazelenmesi, yenilerinin öğrenilmesi
gibi özelliklerin taşıyıcıları takvimler önem taşır, anlam
taşır.
Merkezi
Ankara’da bulunan Türkmeneli İşbirliği Kültür Vakfı’nca hazırlatılıp,
duvarlarımızdaki yerini alan “Türkmeneli Bilgi Takvimi”nin 2011 ve 2012 nci
yıllarına ait olan duvar takvimlerinden çok yararlandım, yararlanmaya devam
ediyorum. 2012 yılı takviminin hazırlanmasında, nacizane tuzum-biberim oldu.
Hizmetlerim helal olsun.
Türkmeneliyle ilgili değişik bilgiler yer alıyor yaprakların (gün)
arkalarında. Önce bir teşekkür var ilk iç yapraklarından birinde. Şöyle deniyor:
Irak tarihinde ilk kez hazırlanan 2011 ve 2012 yılları Türkmeneli Bilgi
Takviminin yapımında emeği geçen Dr. Mustafa Ziya, Dr. Şemsettin Küzeci, Prof.
Dr. Suphi Saatçi, Prof. Dr. Mahir Nakip ve katkıda bulunan herkese
teşekkürlerimizi sunarım. (Fatih Türkcan, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı
Başkanı).
2012 yılı
takvimi için İmtiyaz sahibi: Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı adına Fatih
Türkcan, Dr. Mustafa Ziya. Hazırlayan: Dr.Şemsettin Küzeci, Yayın Danışmanı:
Prof. Dr. Mahir Nakip, Editör: Prof. Dr. İsa Kayacan. Grafik, tasarımı,
mizanpaj: Ummu Kurt, Baskı: Fuzuli Basım ve Yayın - Kerkük.
Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, hükümetler dışı sivil bir toplum
örgütü (NGO) olarak 12 Haziran 1996’da Ankara’da kurulmuştur. Türkmeneli Vakfı
Kültür Merkezi; Türkmeneli Vakfının yan kuruluşlarından biri olan Türkmeneli
Kültür Merkezi 2001 yılının Kasım ayında Ankara’da kuruldu. Türkmeneli Vakfı
Kültür Merkezinin yazışma adresi: Mithatpaşa cad. No:46 Kızılay- Ankara. Tlf:
+90.312-4334373 e-mail: bilgi@kulturmerkezi.info , Dört ayrı dörtlükten meydana gelen
Türkmeneli Marşı, takvim yapraklarının ilk sayfalarından birinin ardında
yeralıyor.
Bu marşın ilk
dörtlüğü:
Biz
Türkmeniz, Türkmencedir dilimiz,
Mendeli’den Telâfer’e elimiz,
Müslüman’ız yüce Tanrı belimiz,
Türkmeneli, Türkmenli Yurdumuz,
Takvimin
yapraklarının ilk yüzünde Şehirlerle ilgili bilgiler, Türkmeneli gazeteleriyle
ilgili bilgiler ay’ın tamamı- gün, günün adı, atasözleri deyimler, hoyratlar,
Takvim yapraklarının arkasında, Irak’ta ilk Türkler, Irakta Türkmen yerleşimi,
Takvimlerle bilgiler, Türkiye’den ve Türkmenlerden pek çok şair, yazar, bilim
adamının biyografileri, eserlerinden örnekler var. Bunlardan; Dr. Mustafa Cevad,
Dr.Abdulhalik Bayatlı, Emine Işınsu, Ahmet Ortakçıoğlu, Yunus Hatta, Adnan
Sarıkahya, İzzettin Abdi Bayatlı, Yaşar Cengiz, Kerkük Sevdalısı İsa Kayacan. 26
Ekim 2012 gün- takvim yaprağının arkasında, “Kerkük Sevdalısı İsa Kayacan”
başlığıyla, İsa Kayacan’ın kısa biyografisi, fotoğrafı yer
alıyor.
Türkmeneli Bilgi Takvimiyle, Türkmenler, Türkmeneli Dünyası,
bütünleştirilmiş. Tebriklerimi sunuyorum.
GÜNÜN
SÖZLERİ:
1. Sadelik, İyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur (Lev
Tolstoy)
2. Konuşmak, öğrenmeye yol açar; ama dehanın okulu yalnızlıktır (Gibbon)
3. Bir anlık hiddet sırasında sabırlı olursanız, yüz günlük kederden
yakayı kurtarırsınız (Çin
Atasözü)
4. Artık bir insanın önüne bilgisayar koyarak, onu daha üretici
yapamıyoruz. O günler geride kaldı (Paul
Trotter)
5. Bana bir mutluluk
söyleyin ki, acı karşılığında elde edilmiş olmasın (Margeret Oliphant)*** 
1968’den
gelen kültür:
Eskişehir, Milli İrade Gazetesi
Prof. Dr.
İSA KAYACAN
Anadolu basını içinde gazeteler var, gazeteciler var.
Yıllarla birlikte gelen, bu günlere yansıyan, isim ve imzalardır
bunlar.
Eskişehir
ilimiz merkezinde yayınlanan gazetelerden, gazetelerimizden biri: Milli
İrade’dir. 11 Kasım 1968 tarihinde rahmetli Ethem Karaca ağabeyimiz tarafından
yayınlanmaya başlayan bir gazete bu.
Milli
İrade Gazetesinde, 1970-1980’li yıllarda uzun süre yazdığımı, yazımlarımla
okuyucuların karşısına çıktığımı hatırlıyorum. Sonraki yıllarda göremez oldum
Milli İrade’yi.
Geçenlerde, kültür adamı, eğitimci-yazar, araştırmacı Muharrem Kubat
hoca, bendenizin “Bana Yazılan Şiirler” adlı kitabımla ve şahsımla ilgili çok
değerli görüşlerinin yer aldığı yazısının bulunduğu, Milli İrade Gazetesinin bir
sayısını, (13 bin 438 nci sayı) bana gönderince, özlediğim günlük yayınlanan
Milli İrade’nin sayfalarında gezme fırsatı buldum. Tek sayısının sayfalarından
söz ediyorum.
Milli
İrade Gazetesinin sahibi: Ahmet Karaca, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ramazan
Karaca. Yönetim yeri: Cengiz Topel Cad. Nayman Sk. Birlik Apt. No: 11-1
Eskişehir. Tlf: 0222-220 04 00
Günlük
yayınlanan, büyük 10 sayfayla okurlarının karşısına çıkan, çıkarılan Milli İrade
Gazetesinin ilk sayfası, Eskişehir ağırlıklı, genellik taşıyan haberler
getiriyor. Manşet: Dernek dediğin böyle olur: Korunmaya Muhtaç Kız Çocuklarını
Destekleme ve Geliştirme Derneği, yaptığı çalışmalarla takdir görüyor. Birkaç
duyarlı kadının bir araya gelerek kurduğu dernek, kız çocuklarının eğitimden
sağlığa, şahsi harcamalarından düğünlerine dek pek çok sorumluluğu
üstleniyor.
Öteki
sayfalarda yine Eskişehir çıkışlı, genellik taşıyan haberler. Fotoğraflarıyla
birlikte getirilenler. Makale yazarları. Bunlar isim-imza olarak şöyle
sıralanıyor: Şehnaz Ardalı, Vehbi Örs, Ayhan Oskaylar, Fatih Buğra Akbaş,
Muharrem Kubat. Şehnaz Ardalı’nın yazısından:
1-Bugün
sağlığımızı kaybetmenin kıyısında olsak, hayatı kendimize zindan edebiliriz. O
kadar ağır gelir ki ölüme bu denli yaklaşmak.
Fakat
başkalarının yaşadıklarının dikkate alındığını göstermemektedir bu durum. Biraz
da bencilce bir yaklaşımdır, üstüne üstlük(Şehnaz
Ardalı).
2-Anadolu
toprakları verimli. Her tür suyumuz var. Modern tarım usulleriyle çiftçilik,
meyve sebze üreticiliği yaparsak, dünya açlıktan kırılsa dahi, Anadolu’daki Türk
İslâm varlığı devam eder (Vehbi
Örs)
3- Sayın
Kayacan’ı tam tanıttığım kanısında değilim. Bu yeri doldurulamaz yazarı,
“Guinness” Rekorlar Kitabı’na aday göstermek için çalışmalar başlatılmış. Şahsım
adına çok sevindim (Muharrem
Kubat).***
İstanbul
Kilis Vakfı
Genel
Sekreteri
Nejat
Taşkın’ın vefası
Prof. Dr.
İSA KAYACAN
Yıllardır, “Vefa, İstanbul’da bir semt” demeye başladım.
Hatta, İstanbul’da değil “Amerika’da bir semt” diye de ilave ettiğimi
hatırlıyorum.
Merkezi
İstanbul’da bulunan, İstanbul Kilis Vakfı, önemli çalışmalar, hizmetler
gerçekleştiriyor. Bu Vakfın bir de “Dünyada Kilis” adlı bülteni (dergisi) var
iki ayda bir yayınlanan.
Dört
sayfalık, pırıl pırıl baskılı-renkli bir bülten “Dünyada Kilis” adlı yayın
organı. Her sayısında önemlilik taşıyan haber, sanat edebiyat ürünlerinden
seçmeler getiriyor.
Bültenin
Kilis Vakfı adına sahibi Kilis Vakfı Başkanı: Yaşar Aktürk, Başkan Yardımcıları:
Nadir Keloğlu, Coşkun Karabaşoğlu, Yazı İşleri Müdürü-İstanbul Kilis Vakfı Genel
Sekreteri: Nejat Taşkın. Kilis Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu Müdürü: Selim
Daniş.
Bülten,
Kilis’te Kent Ofset Tesislerinde basılıyor. Ahmet Barutçu dostumuzun önemli
katkılarının olduğu görülüyor, anlaşılıyor.
Dünyada
Kilis Bülteninin 144 ncü sayısının sayfalarında mini bir gezinti yapmak
istiyorum:
İlk
sayfada, Kilis’in Düşman işgalinden kurtuluş yıldönümüyle ilgili haber,
Devletimizin kurucusu Yüce Atatürk’ün ölüm yıldönümüyle ilgili anlamlı anons.
Fahri Yıldız imzalı, Cumhuriyet konulu şiir.
Nejat
Taşkın hocanın, “İstanbul Kilis-Vakfı’nı konuşalım istedim” başlıklı
değerlendirmesi, yorumu. Merhum Nahit Ulusoy’un, “Yaşar Aktürk öğrencim”
cümlesinin, hatırlatmasının Nejat Taşkın imzalı haberde yer
alışı.
Kilisli
Nevzat Boynuyoğun’dan nostaljik bir anı. (fotoğraflı). Metin Mercimek’in,
“Sandık sandık üstüne, basmam sandık üstüne./ Kırk yıl kocasız kalsam, varmam
kuma üstüne” adlı yazısı. Şevket Ayçin’in “Özledim” başlıklı şiiri. Haberler,
Bir dönem Kilis Vakfı Yurdu’nda kalarak hayata atılan öğrencilerin isimleri,
görevleri - görev yerleri. Yeni öğrenciler. Kilis’te yayınlanan “Tazar”
Dergisiyle ilgili görüntülü haber.
Mahmut
Balcı adlı okuyucudan gelen güzel bir mesaj. İsa Kayacan’ın “Dünyada Kilis”
bülteniyle ilgili yazdıklarından seçilen birkaç cümle. Bu yazının, cümlelerin
yayınlandığı Anadolu gazetelerinin isimleri.
Beste
B.Özgen, Söz: Samim Cebeci’nin notalanan, notalandırılan dörtlükleri. Kilis
Vakfı (İstanbul’daki) Yönetim Kurulu Başkanı: Yaşar Aktürk, Başkan Yardımcıları:
Nadir Keloğlu, Coşkun Karabaşoğlu, Genel Sekreter: Nejat
Taşkın.
Üyeler:
Hüseyin Okatan, Mehmet Göycıncık, Mehmet Yıldırım, Ali Söğüt, İsmail Hatabay,
Mehmet Gesoğlu, Oktay Keçik, Fatih Volkan, Mehmet Zelzele, Metin Mercimek,.
Yazışma: Topkapı Mhl. Kürkçü Bostan Sk. No: 1 Şehremini-Fatih-İstanbul. Tlf:
0212 - 531 50 37 ***
Güzide
Gülpınar Taranoğlu şiirlerinden
Prof. Dr.
İSA KAYACAN
Edebiyatımızın duayenleri arasında yer alarak, kitaplarıyla
bizlerle selamlaşmaya devam eden Güzide Gülpınar Taranoğlu’nun, “Hatıralar
zinciri” ve “Şükretmek gerek” adlı başlıklı şiirleri masamda. Bu şiirlerden
herhangi bir kısaltma yapmadan, aynen aşağıda sunuyorum
efendim:
HATIRALAR
ZİNCİRİ (Güzide Gülpınar Taranoğlu)
Umudun,
arzuların ne sonu var, ne başı
Hayaller
insanların her zaman can yoldaşı
Her
yüreğin içinde bin bir hikaye saklı
Hatıralar
zinciri daim oyalar aklı..
Her sabah
ufuklarda ağarıyorken fecir
Posalanmış acılar günün yolunda erir
Kararan
bulutları dağıtır serin rüzgâr
Günün
ışıklarında bilinmez bir sihir var…
Yaşamanın
tadına sarılır bütün canlar
Faaliyete
geçer korkular, heyecanlar
Bu
olaylar içinde gün yürür, günler yürür
Hayat
bütün kulları peşinde böyle sürür…
ŞÜKRETMEK
GEREK (Güzide Gülpınar Taranoğlu)
İlkbahar-yaz-sonbahar-kış
Mevsimlerde arttı yağış
Dallar
yapraktan arınmış
Her şeyi
şükretmek gerek..
Yağmur
bazen sel oluyor
Ve nice
canlar alıyor
Tohum
ermeden soluyor
Her şeye
şükretmek gerek.
Yaz
sıcağı kavuruyor
Rüzgâr
esip savuruyor
Şaşırırsın ne oluyor
Her şeye
şükretmek gerek.
Tabiatın
kanunu var
Her
insanın bir sonu var
Her dem,
son nefese kadar
Her şeye
şükretmek gerek..
GÜNÜN
SÖZLERİ:
1. Büyük İşler başarmak için, üstün yetenekli olmak gerekmez. İnsanüstü
değil, ama insanların içinde onlarla birlikte olmak gerekir (Mantesquieu)
2. Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır (Aeskhylos)
3. Dilencilerin seçmeye hakkı yoktur (Beaumont Ile
Fletchen)
4. Erkek çocuk ile babası arasındaki tek fark, oyuncaklarının fiyatıdır
(Jurg
Weber)
5. Eğer ilk defasında başaramadıysanız, ortalamaya yaklaşıyorsunuz
demektir (M. H.
Alderson)