Burdur Kamuoyunda ve yerel televizyon da 15 gündür konu olan Karacaören
Baraj suyunun Antalya’ya içmesuyu olarak verilmesine Burdur Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Varol tepki
gösterdi.
Burdur Ticaret Borsası Başkanı Baki Varol Karacaören Baraj suyunun
Antalya’ya içmesuyu olarak verilmesi için Antalya ve Isparta arasındaki yapılan
anlaşmaya ilişkin açıklama yaptı. Başkan Varol;
“Daha önceki Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel döneminde
Karacaöeren Barajı yine gündeme gelmişti. O dönem sivil toplum örgüleri ve
siyasilerle görüşmeler sonucu Karacaören Barajından su alınmasından
vazgeçilerek, Manavgat Oymapınar Barajından su alma girişiminde bulunulmuş. Ama
o yöre halkının tepkisi sonucu oradan da vazgeçilerek tekrar Karacaören barajına
dönülmüştür. Antalya’nın 2045 yılı içme suyu planlanarak tekrar Burdur
Karacaören Barajı’ndan su alınabilinir mi? denilerek Antalya Büyük Şehir
Belediyesi, Isparta İl Özel İdaresi ve Belediyesi tarafından Burdur’un herhalde
sahibinin olmadığı zannedilerek, tereyağından kıl çeker gibi sessizce Antalya ve Isparta işbirliği sonucu
Karacaören Barajı Burdur’un sınırları içerisinde olmasına rağmen hiç bir
idareci, hiç bir siyasetçi, mülki
amirleri ve Sivil Toplum Kuruluşları ile görüşmeden bu karar alınmış. Eğer bu
konu bizlere de sorulsaydı, bu konudan haberdar edilseydik, Burdur bunun bir
köşesinde olurdu, bilgimiz olurdu. Ama ne yazık ki bizlerin hiç bir bilgisi
olmadan bu su verilmek istenmekte. Ben buradan Burdur halkına, üst düzey
yöneticilerine, iktidar ve muhalefet partilerine seslenmek istiyorum. Burdur’u
bu kadar sahipsiz mi görüyorlar, her gelen Burdur’dan bir pay alıp dönüyor,
Burdurlular’a ne olacak diye bakan yok, Burdur’u ne yöne koyacaklarını ben
merakla izliyorum. Bunun içerisinde sivil toplum örgütü olarak bizlerin binlerce
mücadelemiz, binlerce çalışmamız nereye kadar sürecek? Biz de bir tabir vardır
eskilerden gelen “kilitleyin anahtarı da başkasına verin” diye. Acaba Burdur’u
kapatıp başkasına mı teslim edeceğiz diye düşünmeye başladım ben. Bugüne kadar
Burdur’da oluşan olayların arkasından gidiyoruz ama sonuca ulaşılamıyor. Niçin
sonuca ulaşamıyoruz? Acaba yerelde mi sıkıntımız var, iktidar boyutunda mı
sıkıntımız var, muhalefet boyutunda mı bir sıkıntımız var, sivil toplum örgütü
boyutunda mı bir sıkıntımız var? Hangisinde sıkıntı olduğunu hakikaten şaşırmış
durumdayım. Eğer bu sıkıntılar olmasaydı bu güne kadar gözle görüldüğü gibi
bütün uygulamalarda Burdur saf dışı kalıyor. Teşvik olaylarında büyük şehirlerle
beraber olduk ama, Burdur hiç faydalanamadı. Döviz bedelli asker vardı Burdur’un
ekonomisini kalkındıran o gitti. Yani Burdur’da ne yapmamız
lazım?
Ben Bucak’tan ilerisini Antalya’ya, Tefenni, Karamanlı, Gölhisar,
Yeşilova bunları Denizli’ye, Dirmil’i de Fethiye’ye bağlayıp, Burdur’u kapatacak
mıyız diye merak eder hale geldim. Çünkü kopar gitsin hesabıyla bugüne kadar
olan olaylarda hiç Burdur’a geri dönen yok. Sivil Toplum Örgütü Başkanı olarak
her zaman dediğim bir şey var, “Burdur küçüktür ama içindeki beyinler büyüktür”
derim. Ben bunu bir kez daha dile getirmek istiyorum. Eğer Burdur halkı Burdur’u
yaşatacaksa bu sefer Karacaören Barajında Burdur halkının desteğine ihtiyacımız
var, Bucak halkının desteğine ihtiyacımız var. Bugüne kadar Sivil Toplum
Örgütleri olarak, Burdur-Antalya-Isparta bu üç ili bir olarak değerlendirip,
herkes pastadan kendine düşen payı alsın demiştik, ama ben görüyorum ki, Antalya
ve Isparta Karacaören Barajında Burdur’u yalnız bırakıp, iki il kendisi arasında
anlaşarak, Burdur’un hiç haberi olmadan Karacaören Barajını tereyağından kıl
çeker gibi alıp götürmeye çalışıyorlar. Ben hem Antalya’nın yerelinin, hem sivil
toplum örgütlerinin, hem Isparta yerelinin ve Sivil Toplum Örgütlerinin
karşısında olduğumu buradan sesleniyorum. Ne kadar gücüm yeter bilmiyorum, ama
Burdur halkının bu konuya destek vereceğini ve hakkını savunacağını düşünüyorum.
Şu anda Baraj etrafında
32 tane işletmenin olduğunu biliyoruz. Türkiye genelinde alabalık üretimi 75 bin
ton, bunun 9 bin tonu Burdur’da üretilmektedir. Bu 9 bin ton balığın da Burdur’a
girdisi 45-50 milyondur. Şimdi böyle bir kazancımız elden gidiyor. Oradaki
işletmeler ve turizm ölüyor. Burdur sınırları içerisinde olan barajın suyu
alınıyor, Burdurlu halkımızın hiç bir şeyden haberi yok. Böyle bir şey asla
kabul edilemez. Bu durumda Antalya ve Isparta illerimiz Burdur’u benimsemiyorlar
mı? adamsamıyorlar mı? Bizim ilimizi il olarak görmüyorlar mı? Isparta ve
Antalya ile içiçe olan bir ili, bütün girişimlerinde destek olan bir ili
dışarıda koymaları anlaşılacak bir konu değildir. Ben her iki ilin bu su
olayında girişim yapan yetkililerini kınıyorum. En azından Burdur’un
idarecilerine bir bilgi verilip, böyle bir ihtiyacımız var denilebilirdi. Bizler
içme suyu almasınlar demiyoruz. Antalya 2045’in su planını yaparken Burdur bunun
neresinde? Burdur 2030’un planını yapıyor mu? Belki Burdur’un, Bucağın ihtiyacı
olacak. Karacaören Barajı Bucak’ta hem sulamada hem de içme de kullanılabilir.
Sıkıntı olursa Burdur’da da kullanılabilir. Burdur’umuz yıllarca yüksek
sertlikteki kireçli suyu içti. Yıllarca Çine Ovası’ndan gelen suyun sertliğini
tartıştık. Ama bunu Burdur halkı içti. Şu anda Senir Kasabasından su geldi,
Senir’den gelen su için Burdur Belediyesi Isparta Belesiyesine aylık 12 bin lira
para ödüyor. Ben Burdur halkına ve idarecilere sesleniyorum lütfen bu olayı
bırakmayalım. Giden geriye gelmiyor, Burdur’umuzda o taraftan bu taraftan derken
avuç içi kadar yer kaldı. Eğer burayı da vereceksek hiç beklemeyelim,
uğraşmayalım, vaktimizi de geçirmeyelim bizler de nereye göç edeceksek edelim.
Anahtarı teslim edelim.
Ben yörüğüm bu kış gününde kepeneğimi alıp bugün itibariyle gidip barajın
başında yatmaya hazırım, barajı alabilen varsa hodri meydan, buyursun alsınlar
diyorum. Hiç kimse Burdur’un hiç bir çıkarını göz ardı etmesin. Burdur’dan ne
koparırsak kar saymasınlar, Burdur halkına güveniyorum, barajımıza sahip
çıkacaklarına inanıyorum. Antalyalı yetkililere sesleniyorum, Oymapınar
Barajındaki girişimlerini devam ettirsinler. Bu işin burada kalmayacağını
söylüyorum. Barajımızı vermemek için elimizden geleni yapacagız. Buradan
muhalefet partisine, iktidar partisine sesleniyorum bu konuda destek versinler
Burdur’u yem etmeyelim. Herkes kepeneğini giysin barajın başına gidelim.
Burdur’un hakkını elinden aldırmayalım. Tüm Burdur’un destek vereceğine
inanıyor, bütün hemşehrilerimi saygıyla
selamlıyorum.”